23 Ağustos 2012 Perşembe

Kadir Gecesi : 11 Ayın Sultanının Sultanı

Abdullah İbn-i Abbas'tan rivayet olunduğuna göre Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem): "Dikkatinizi verin, dinleyin, size haber veriyorum ki: Meleklerin en faziletlisi Cebrâil'dir. Beşerin en faziletlisi Hz. Âdem'dir. Günlerin en faziletlisi (efendisi) cuma günüdür. Ayların en faziletlisi Ramazan ayıdır. Gecelerin en faziletlisi Kadir Gecesi'dir. Kadınların en faziletlisi de Meryem binti İmrân'dır." [Deylemî, Firdevs, 1/135 (475)] buyurmuşlardır.


Sultanlar Sultanı Allah Teâlâ, Peygamberler Sultanı Hz. Muhammed Mustafâ'ya, meleklerin sultanı Cebrâil vasıtasıyla, kitapların sultanı Kur'an-ı Kerim'i, mekânların sultanı Mekke-i Mükerreme'de, ayların sultanı Ramazan ayında ve gecelerin sultanı Kadir Gecesi'nde inzal buyurmuştur. Kur'an'ın inzâli/inişi, insanın yükselişi içindir, esfel-i sâfilînden a'lâ-yı illiyyîne. Kadir, mü'minin kulluğuyla sultanlık tâcı giydiği bir gecedir. İçindeki Kur'an'ı ve kâinatı dışarı çıkarabilmekle insan, mükemmelliğe ermiş olur, esas kadr ü kıymetini bulur. Çünkü insan, Kur'an ve kâinat kitaplarının müşterek yazılımı gibidir; Kur'an, harflerden müteşekkil bir insan, insan da ceset giymiş Kur'an'dır, küçültülmüş kâinattır.

Kur'ân-ı Kerim'i idrakine tenzil ettirerek âyet âyet anlayıp günlük hayatına hayat yapmak suretiyle, kendi mâhiyetine tohumlanmış derûnî Kur'ân'ı âyet âyet filizlendirerek sâlih amel gülleri hâlinde hâricî âleme yansıtabilen insan, Kur'ânî insandır ve o kemâl ufkunu yakaladığı aynı zaman zirvesinde kendi şahsî Kadir Gecesi'ni de idrak etmiş olmaktadır. Buna göre Kadir Gecesi, hilkaten varlığın sultanı insanoğlunun iradeten de o sultanlığa liyakatini ispat ve ona istihkak etmesinin, hâsılı evc-i kemâle ermesinin, erenlere karışmasının unvanı olmuş olur.

Her insan, Kadir Gecesi'ni idrakle kendi çapında bir sultan olma namzedidir aslında. Zaman ise değeri bilindiği ölçüde değerlendirilir. Değerini bilmek de, onun mahiyetini bilmekten geçer. Kadir Gecesi'nin fazilet, kıymet ve ehemmiyeti birkaç yöndendir:

1. Kadir Gecesi; içinde Kur'an'ın indirildiği şân, şeref, mevki, değer, itibar, haysiyet, hürmet, kıymet ve azamet gecesidir. (Bakara, 2/185; Kadir, 97/1; Duhan, 44/1-2).

2. Kadir; bin aydan hayırlı (97/3), uğurlu, kutlu, mübarek bir gecedir (44/3).

3. Kadir; her işle alakalı hüküm, hikmet ve takdir gecesidir (44/4-5; 97/4); kader gecesidir, kaderî toplantı gecesidir.

4. Kadir; meleklerin ve ruhun inişinden ve nurların yoğunluğundan bir tazyik, sıkışma ve darlık gecesidir (97/4).

5. Kadir; silm, selam, saygı ve selamet gecesidir (97/5).

6. Kadir; bütün günahların bağışlandığı bir rahmet gecesidir (44/6-7).

7. Kadir Gecesi, üzerine Allah'ın yemin ettiği bir gecedir (Fecr, 89/1-4).

Bu hususiyetler, inanıldıkları nisbette sahibini ibadetlerinde seyrü sülûkla urûc yaşatan mi'râçlar (manevî asansörler) mesabesindedir ki böyle huzurullahta mi'raç buudlu ibadetlerden ise marifetullah, muhabbetullah ve aşkullah hâsıl olur. Kadir Gecesi hiçbir geceye nasip olmayan en mükemmel faziletleri kendisinde cem etmiş olmasıyla, câmi' bir gecedir, sultanlar zirvesinin yapıldığı bir zaman dilimidir. Lisan-ı hâliyle de insana bir misal olmakta, ideal aşılamaktadır: olacaksan, olabileceğinin en mükemmelini ol! demektedir.

Peygamber Efendimiz, Ramazan'la birlikte kullukta maratona koşardı. Son on günde ise depara kalkar ve Kadir Gecesi'nde kendi rekorunu kırardı. Öyle de Peygamber'ini seven her mü'min, Ramazan'ın son on gününde Kadir Gecesi'nin peşinde bütün cühdüyle, var gücüyle, iradesini ve kalbini ortaya koyarak ibâdât ü tââte koşmalı, kulluğuyla mi'râç yapmaya bakmalıdır. Çünkü Kadir Gecesi'nin kadri en güzel, kullukta mi'râc ile bilinebilir.


Kur’an-ı Kerimi okumak, Kur’an- ı Kerim’in mesajını dinlemek, boğulma tehlikesini yaşayan tüm insanlar için temiz, tertemiz nefes almak gibidir. Okumak, rastgele veya bilinçsizce bir okuma değil, okuduğunu anlama, anladığını yaşama şuuruyla okumadır.




Âlemlerin Rabbi olan Allah a hamd olsun. İyiliklerin, güzelliklerin, adaletin, insanlığın yolunu gösterene Rabbimize hamd olsun. Salât ve selam rehberimiz önderimiz Hz Muhammed’e ailesine ashabına ve Kur’an- ı kerimi hayatlarında, yaşantılarında rehber edinenlerin üzerine olsun.




Alemlerin Rabbi olan Allah’u Teala’nın rızasına erişmek dünya ve ahirette mutlu olabilmek için elimizde hak ve tek olan rehber ve kılavuz Kur’an- ı Kerimdir. Bütün bir insanlığı yanlışlardan doğruya, kötülüklerden iyiliğe, zülüm den adalete batıldan hakka davet eden ilahi mesaj… Şanı yüce Rabbimiz bizleri mübarek Ramazan ayına eriştirerek Kur’an-ı Kerimin anlam ve önemine bir kez daha vurgu yapıyor. Aceleci ve unutkan olarak yaratılmış biz kullarına, Kur’an-ı Kerimin indiriliş nedenini, gayesini bir kez daha hatırlatıyor. Bu hatırlatmaya “İkra (oku)” diyerek başlıyor.Bu arada İkra kelimesi sadece okumak demek değildir.Sözlük anlamında anlayarak,öğrenerek okumak gibi bir ifade belirtilmektedir.




Kur’an-ı Kerimi okumak, Kur’an- ı Kerim’in mesajını dinlemek, boğulma tehlikesini yaşayan tüm insanlar için temiz, tertemiz nefes almak gibidir. Okumak, rastgele veya bilinçsizce bir okuma değil, okuduğunu anlama, anladığını yaşama şuuruyla okumadır. Kur’an-ı Kerimi okuyan herkesin “Kur’an nedir? Niçin indirilmiştir?”sorusunu kendi kendine sorması gerekir. Bu soruların en doğru cevabını bizlere Kur’an-ı Kerim vermektedir. Kur’an-ı Kerim’in ne olduğunu yeterince bilmeyen bir kimsenin, bu yüce kitaptan faydalanabilmesi mümkün değildir.




Öncelikle bu yüce kitap, hataya ve yanlışa düşebilecek herhangi bir beşerin sözü değildir. “Batıl ona önünden de ardından da gelmez.(Çünkü Kuran ), Hüküm ve hikmet sahibi çok övülen Allah’tan indirilmedir” Fussilet- 42. Bütün bir insanlık için hidayet rehberi olan Kur’an-ı kerim, hiç şüphesiz ki bütün bir insanlığın öğüt alıp faydalanabileceği yüce bir kitap tır. “Gerçek şu ki, o (Kur’an )elbette bir öğüttür. Artık kim dilerse, öğüt alıp düşünür.” Müddessir- 54. Kur’an-ı Kerim bir zikir bir Nur’dur. Karanlıklardan aydınlığa çıkaran… Zulmün, şirkin, küfrün karanlığından… Hidayet ve rahmettir, kendisine inananları ve kendisine uyanları doğru yola ileten bir hidayet bir rahmettir. Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden ayıran bir Furkandır. Allah’ın ilkelerinin, kanunlarının, hükümlerinin ciddiye alınması gereken bir kitaptır. “O (Kur’an, bir şaka değildir!”Tarık- 14.

Kur’an, anlaşılması yaşanılması ve tebliğ edilmesi gereken bir kitaptır. Kur’an-ı Kerim, ferdi ve toplumsal bütün dertlere derman, bütün nefsi hastalıklara bir şifadır. “Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indirmekteyiz. Oysa o zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz!” İsra- 17.




Bugün toplumumuz tarafından çok okunmasına rağmen Kur’an-ı Kerim’e bir bütün olarak yaklaşılmamaktadır. Oysaki yüce Rabbimiz bizleri yüce kitabında uyarıyor. “Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da, bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz? Artık içinizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaktır!” Bakara- 85. Kur’an bir hidayettir, arayış içerisinde olan, kişisel tercihleriyle gerçekleşen kendi eylem ve yönelişleridir. İnkârda, günahta, ısrarlı ve kararlı olanlar için Kur’an bir hidayet olabilir mi?




Bu Kitap, Allah’tan bizlere bir hitaptır. Allah’u Teala, bizlere bu kitapla hitap ediyor! Bu hitaba karşı yaklaşımımız uzaklardan gelen bir hitap gibi değil, aksine bizleri yaratan, yaşatan, bizlere şah damarından daha yakın olan Rabbimizin hitabı olarak bakmalıyız.




Dolayısıyla bu hitabı dikkate almak, bu hitapla titremek, titreyerek kendine gelmek gerekir.




Allah’ın kitabına karşı sorumlu olduğumuzu unutmamak gerekir, nasıl ki bir insan birçok şeyden örneğin eşinden, çocuğundan,(ailesinden ) işinden, makamından, mevkisinden sorumlu ise iman etmiş olduğu ilahi vahiyden de sorumludur. Kur’ana iman edenler, bu yüce kitaptan sorgulanacaklardır. Kıyamet günü sorguya çekilmeden evvel bu dünyada kişinin kendi nefsini sorguya çekmesi gerekir; “ Ben gerçekten Kur’an’a iman ettim mi? Kur’an ayetlerinin tamamına mı yarısına mı iman ettim? Kur’an hayatımda ne gibi değişikliklere neden oldu? İyiliklere, güzelliklere, doğruluklara, adalete, Allah’ın rızasına kavuşmada elimde bir adres oldu mu? Ya bu ilahi kitabın gereğini yapmazsak, ya bu emanetin hakkını vermezsek Allah’ın karşısında durumumuz ne olur? Nitekim bütün bir insanlık kendilerine indirilen bu yüce kitaptan sorgulanacaklar. “ Ve hiç şüphesiz o Kur’an senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz Kur’andan sorgulanacaksınız.” Zuhruf- 44





Kitaptaki uyarılardan ve ikazlardan uzak olmamız mümkün değildir. Kur’an’ı Kerim’den faydalanabilmek için, Kur’an’ı Kerim’e bu sorumluluk bilinciyle yaklaşmamız kaçınılmaz bir şarttır. İlahi vahyin her uyarısını, her ikazını büyük bir endişeyle dikkate almak gerekir. Allah’u Teala, bizlere ayetlerini düşünüp, akletmeyi emrediyor. Kur’an okuyan herkesin kalbinin Kur’an’ın ayetleriyle harekete geçmesi gerekir. Kalbin hareketi eylemlere yansıyarak kendini gösterir. Gözden dile, dilden kalbe, kalpten eyleme… Kur’an bütün mü’minlerin hayatında başlı başına bir hayırdır. Hayatına ve düşüncelerine yön veren bir hayır… İlahi mesajdan en iyi bir şekilde yararlanabilmek için kişinin kalbinin yönünü dünya ve dünyalıklardan, şeytan ve dostlarından, batıldan, küfürden kısacası Kur’an- ı kerim’i yaşamaya engel olan her şeyden çevirerek Allah’u Teala’ya doğru çevirmelidir. İnsanı insan yapan, hayata anlam katan Kur’an-ı kerim, hayatın her alanında insanlığın rehberidir. Kişinin dünya ve ahiret mutluluğu için tek seçenek, Kur’an-ı Kerimle bütünleşmesidir. Kur’an-ı Kerim’i okuyup anlamak, anlayıp yaşamak, temennisiyle...